PREFACE by KERİMCAN GÜLERYÜZ

2011, English & Turkish


Written for the catalog of Baktım Sana / Looking Back at You exhibition which took place between 24 May and 10 Jul 2011 at American Hospital’s Operation Room gallery, Istanbul/TUR.

The main issue is a serious matter; it is that of the gaze.

This simple word brings along a heavy load of philosophical and psychological burden.

The act of the “gaze”, a psychoanalytical term coined by Jacques Lacan, is used to describe the ‘anxious state that comes with the awareness of one’s unwillingness to reveal oneself’.

It has been argued that the male gaze is sexualizing, projecting a state that may not be the intent of the object under observation. Is this simply a case about the observer? Like a tree falling in the woods, does it make a sound if no one is there to witness it,? If a man doesn’t observe the woman, does she still project sexuality? Is this a case of victimization? Or is this a handy tool to manipulate the observer?

Is this case simply a matter of self-awareness? That the awareness of any object can induce an awareness of also being an object?

Are we being watched because we are sexual, incomprehensible or odd, or do we project these in order to be observed?

The act of the photography is special because it is directly the frozen, captured observation of the viewer, it is a document, a fact. With that photothe audience gets to see what the observer saw; limited and determinedby that eye, that selection, that frame, that subjective decisive moment.

The success of Türkkan’s collected works does not rely in the fact that they try answer these questions, butthat they give us enough raw material to form our own thoughts. We are left to our own devices, Türkkan does her best to come to us unbound. Her lens turns both inwards and outwards. She is the prey and the hunter.

This collection of works is a unique opportunity, to follow the maturation of an eye that questions, one that does not come with ready made didactic answers. It is this challenge that confronts the audience, a chance to gaze onto themselves by proxy.

Kerimcan Güleryüz

Istanbul, 2011


Esas mesele ağır bir mesele; bakışla ilgili.

Bu basit kelime, bir dolu ağır felsefi ve psikolojik yükü de beraberinde getiriyor.

Jacques Lacan’ın türettiği psikanalitik bir terim olan “bakış” (“gaze”), ‘kendini ele vermek istemeyişin farkında olunmasının yarattığı endişe hali’ni ifade etmek için kullanılıyor.

Erkeğin, baktığı şeye cinsellik yükleyerek gözetlenen tarafın niyetiyle oluşmamış bir durum yansıttığı ileri sürülmüştür. Bu, sadece gözetleyen kişiyle ilgili bir durum mudur? Ormanda düşen ağaç misali, bir gören olmadığı zaman düşen şey ses çıkarır mı? Erkek, kadına bakmadığı zaman kadın yine de cinsellik yansıtmaya devam mı eder? Bu bir “kurbanlaştırma” durumu mudur? Yoksa, bakan kişiyi manipüle etmek için hazır bulunan bir araç mı? Bu durum, insanın kendinin farkındalığıyla ilgili bir mesele sadece. Bir nesnenin farkında olmak, aynı zamanda kendinin de bir nesne olduğunun farkındalığına neden olabilir mi?

Cinselliğimiz, anlaşılmaz ya da garip olmamız nedeniyle mi gözleniyoruz, yoksa gözetlenmek için mi bu özellikleri yansıtıyoruz?

Fotoğraf eyleminin özel bir yeri var çünkü fotoğraf, doğrudan doğruya bakan kişinin yakalanıp dondurulmuş “bakış”ıdır, bir doküman, bir hakikattir. İzleyici, bakan kişinin gördüğünü; o gözün, o seçimin, o çerçevenin, o öznel karar anının sınırlayıp belirlediği durumu görme şansına sahip olur fotoğrafla.

Türkkan’ın fotoğraf derlemesinin başarısı, fotoğrafların bu soruları yanıtlamaya çalışmasından kaynaklanmıyor, ama kendi düşüncemizi oluşturmamız için bize yeterince ham madde sağlıyor. Ne düşüneceğimiz bize kalmış, Türkkan, tam bir serbestlikle bize ulaşmak için elinden geleni yapıyor. Objektifini hem içeriye hem de dışarıya çeviriyor. Hem av hem de avcı oluyor.

Bu çalışmalar, hazır didaktik yanıtlarla gelmeyen, sorgulayan bir gözün olgunlaşmasını izlemek için müthiş bir fırsat sunuyor. İzleyici bununla yüzleşmek zorunda kalarak, kendisine başkasının gözüyle bakma şansına sahip oluyor.

Kerimcan Güleryüz

İstanbul, 2011